|
Türk tarihinde Ýstanbul, Rumelihisarý ‘nýn, varlýðýyla baþlýyor ve ebediyete kadar da
sürüp gidecektir.
Bogazýn bu bölgesinden geçenler, çogu zaman o heybetli dev
yapýnýn görkemi nedeniyle, yaný baþý ve arkasýndaki mahallenin farkýna varmadan yollarýna devam edip giderler. Kuþkusuz ki, burada geçen olaylar, insanlýk tarihi boyunca asla unutulmayacaktýr. O çaðlarda yaþamamýþ olsak bile, bir anlýk gözlerimizi kapayýp; karadan yürüyen gemilerin, Bizans halkýný kâbus görürcesine þaþýrttýðýný film þeridi gibi görmek mümkündür. Çaðlar ötesinde kalmýþ faltaþý gözlerin, telaþýn, korkunun, Rumelihisarý'nýn dev duvarlan üzerinde yansýmasý, yaþatýlmasý hiçte zor deðildir. Bu coþku selinden kendimizi arýndýrýp; eskilere, naralarýn atýlmadýðý devrelere bir göz atalým.
Buralarý anlatan Evliya çelebi, "Daðlar üstünde emsalsiz kiraz bahçe1eri vardýr ki, ‘Hisar Kirazý' namýyla Rum, Arap ve Acem'de meþhurdur. Hatta Acem diyarýnda ismine ‘Gülnar-ý Runi' derler." Ve ekleyerek" Ýki kiraz bir dökme riyal aðýrlýðýnda gelmiþtir" der.
Fakat hep çýkarýn emrinde yürüyen insanoðlunun, yörenin baðlarýný, daðlarýný ve doðal güzelliklerini görüp de, üzerinde durduðu söylenemez. Boðazýn iki kýyýsýnýn birbirlerine el uzattýrcasýna yaklaþtýðý Rumelihisarý mevkiinin, tarih boyunca karþý yakadan bu yana geçit vermesi, sahilden
sahile atlamak istiyen ordularýn eþik taþý olarak görülmüþ, diðer yanlarýna aldýrmaz olmuþtur insanoðlu.. Ýnsan, bilgisinin gururu içinde, çok zaman kabýna sýðmaz. Üstelik ne kadar az þey bildiðinden de habersizdir.
Bunu öðrenmeye de pek yanaþmaz... Tarihler ve insan geçmiþi de, o hep unutulan taraflara konulmuþtur.
Hiç birimizin vahþet dönemlerinden nefret ettiðiniz vaki midir? Ýlk kez iki kýyý arasýnda bir köprü kurduran "Darius" (Dara) buradan ordusunu
karþý kýyýya ulaþtýrmýþtýr. Ýki kýyýnýn bu birbirine iyice
sokulmuþ noktasý, "Gotlar" ve "Latinler" için de uygun bir geçit yeri olmuþtur. Daha sonralarý çeþit1i zamanlarda Türk boylarý için ayný yer geçit görevi görmüþ "Yýldýrým Beyazýd" en ciddi tavrýný koyarak, Anadolu yakasýna "Anadolu Hisarý" kalesini yaptýrmýþtýr.
Rumelihisarý ‘nýn yapýmýna 20. Nisan. 1954 (Hicri- 16 Recep 856) günü baþlanmýþ ve 2.Aðustos. I452 günü bitirilmiþtir. Önce de söylediðimiz gibi, Boðaz'ýn en dar yeri burasýdýr (698 m.). Ýran Pers Hükümdarý "Darius" (Dara), 700 bin kiþi1ik ordusunu, Miladdan 500 yýl önce "Ýskitler "e karþý savaþa giderken bu yerden geçirmiþtir. 1097 yýlýnda "Haçlýlar" (Sabiller) ve daha sonra
"2. Sultan Mehmed Han" da (Fatih) buradan geçmiþtir. Bugünkü Rumelihisarý'nýn eski adý "Hermayon "dur. Haliçteki köprüden 10.5 km. uzaklýkta olan Rumelihisarý'ndan önce, tam karþýsýndaki yere (Anadolu Yakasý) 1. Beyazýd, 1393 yýlýnda Anadoluhisarý'ný yaptýrmýþtýr. Anadoluhisarý, Bizanslýlarýn "Aretas" dedikleri "Göksu Deresinin "aðzýdýr.
Her iki hisarýn, Osmanlý Ýmparatorluðu Döneminde son kez 1917 ve
1918 yýllarýnda Bahriye Nazýrý (Deniz Bakanlýðý) "CemalPaþa" tarafýndan bir kýsmý onarýlmýþ, daha sonra 1955'te baþtan baþa restore edilmiþ ve o dönemin iktidarý tarafýndan ýþýklandýrýlmýþtýr. Rumelihisarý'nýn sur çevresi, kuzeyden güneye kadar 250 m. doðudan batýya ise 130 m. uzunluktadýr. Yabancý Arkeologlar ve tarihçiler, bu hisarýn kulelerini devlere benzetirler ve kendi ülkelerindeki benzeri türden kulelerin, bunun yanýnda çocuk oyuncaðý gibi kaldýðýný özveriyle yazarlar.
Bu dev hisarýn planýný (Mimar Musliheddin) çizdi ve arazinin durumuna göre biçim verdi. Evliya çelebi'ye göre, Hisar'a Fatih'in adý olan "Mehmet" kelimesinin "Kûfi" yazý ile yazýlýþ biçimi verilmiþtir.
Rumelihisarý, 1800 usta ve 7000 iþçinin, dört buçuk ay gibi kýsa bir zaman içinde geceli gündüzlü çalýþmasýyla tamamlandý. Yapým bittiðinde Hisar'a toplar yerleþtirildi ve kale komutanlýðýna da "Firuz Aða" getirildi. Emrine de 400
asker verildi.
Hisar 'da üçü büyük, biri orta diðerleri ise küçük çaplarda ve deðiþik biçimlerde olmak üzere "17" kule vardýr.
Deniz kýyýsýnda ve giriþ kapýsýnýn yanýnda bulunan 12 köþeli prizma biçimindeki büyük kule, "Veziriazam Çandarlý Halil Paþa" tarafýndan yaptýrýldýðý için, "Çandarlý Halil Paþa Burcu" denir. Burcun dýþ çapý 23.30m, , yüksekliði 22m. , duvarlarmm kalýnlýðý 6.50m. dir. 9 katlý olan bu kulede 1955 yýlýnda bir asansör düzeni kurulmuþtur. Kule üzerinde Kûfi yazýsý ile Allah'ýn isimleri yazýlýdýr.
Kuzeybatýda silindir biçimindeki büyük kule "Saruca Paþa" tarafýndan 9 katlý olarak yaptýrýlmýþtýr. Son katýn üstü tuðladan bir kubbe ile örtülüdür. Yerden yüksekliði 28m. , capý 23.80m. , duvar kalýnlýðý ise 7m. dir. Bu kule
uzun süre tutukevi olarak kullanýldýðýndan "Karakule "adý ile de anýlýr.
Hisar'ýn güneybatýsýnda ve bir küçük tepe üzerinde bulunan silindir
biçimindeki büyük kule "Zaðnos Paþa" tarafýndan yaptýrýldýðýndan "Zaðnos Paþa Kulesi" denir. Kapýnýn üzerinde kulenin kimin
tarafýndan ve hangi tarihte yapýldýðýný belirleyen 25x70 cm. Boyutunda bir yazýt
vardýr. Yüksekligi 21m. ,çapý 26.70m. , duvar kalýnlýðý da 6m. olup 8 katlýdýr. Öteki iki büyük kuleye göre daha geniþ olduðundan döþeme kiriþlerine dayanak olmak üzere zeminden yukarý silindir biçiminde yükselen bir payanda
mevcuttur.
Kulelerin üzerinde ayrýca birer kasnak yükselmektedir. Bunlarýn alt hizasýnda, dýþ çevrelerini seðirdim yollarý çevreler.
Büyük kuleleri birbirine baðlayan duvarlann yükseklikleri arazinin konumuna göre 5-15m., Hisar Yavrusu ‘nda ise bu yükseklik 2-2.5m. kadardýr. Duvarlar üzerinde, aralarý küçük kulelerle sýk sýk kesilen seðirdim yollarý bulunmaktadýr. Bunlar devriye yollarýdýr. Büyük kulelerin bu yollar ile iç baðlantýsý yoktur.
Rumelihisarý'nýn deniz tarafýndaki kapýsý bir burçla kuvvetlendirilmiþ ve
ek bir duvar ile çevrilmiþtir. Buna "Hisarpeçe" (Hisar Yavrusu)
denilmektedir.
Rumelihisarý'nýn yapýmýný "Zaðnos Paþa"denetlemiþ, yapýmýnda yerleþtirilen ünlü kitabeyi de gene bu paþa yazdýrtmýþtýr. Bu kitabe, Ýstanbul'daki en eski tarihli Türk kitabe taþýdýr. Uzunluðu
70cm ,yüksekliði 25cm. ve mermer üzerine sülus hat ile, kabartma iki
satýr Arapça yazýlý bu kitabenin metni þöyledir:
"Bu yüksek ve aþýlmaz kulenin binasý, mekaný cennet olsun Sultan-ý azam ve Hakan-ý muazzam Mehmed Bin Murad Han tarafináan yapýlmýþ, ve 856 Recebinde (Ay
takviminin 7. ayý,) azametli veziri Zaðnos Paþa Bin Abdullah ‘a emrolunmuþ ve tamam edilmiþtir."
1452 yýlýnda Rumelihisarý'nýn yapýmýna geçilmesi, Bizans halkýný haklý bir korkuya, endiþeye sokmuþtu. Ve inþaatýn durdurulmasý için genç padiþaha Bizans imparatorundan
gönderilen elçinin yüzü, kirece dönmüþtü sanki... çünkü genç padiþah "2. Sultan Mehmed" karþýsýndaki elçiye; "Ýktidarýmýn vasýl olduðu mertebeye, ecdadýmýn emelleri bile eriþememiþtir" diyerek istekleri geri çevirmiþ ve kalenin inþasýný insanüstü bir gayretle hýzlandýrmýþtýr.
O zamanlar bu
yapýnýn üç adý daha vardý. "Yenihisar", "Yenice Hisar" veya "Boðazkesen Hisarý" da denilen Rumelihisarý, o günlerde yerden yükselmeye baþlamýþtý bile... Eriþilmez ve yarýþýlmaz bir hýzla dört buçuk ay gibi kýsa bir sürede, olaðanüstü bir çabanýn ve temponun sonunda bitirilebilirdi.
Genç hükümdar, yerden bir anda yükselen bu görkemli yapýya heyecanla bakýyor, çevresindeki paþalarý, beyleri, mimar ve
ustalarý, çoþkunun tükemsiz hazzýyla izliyordu. Bu çoþkuya dayanamayýp padiþahýn bile taþ taþýdýðý söylenen kalenin her burcu;
"Saruca Paþa ", ‘Halil Paþa" ve özellikle Zaðanos Paþa" gibi deðerli devlet adamlarýnýn buyruðunda büyüyordu.
Ýmparator "Konstantin Dragazes ", en kýsa zamanda Bizans'ý tehdit edecek olan bu
kalenin inþaatýný durdurmak için gece karanlýklarýnda çeteler gönderiyor, yapýlnmýþ kýsýmlarýn yýkýlmasýný istiyordu. Bu vuruþmalar sýrasýnda þehit düþen cenk erleri, halen "Bebek" ve "Hisar' tepesinde, ebedi olarak
dinlenmektedirler.
Ýnþaatýn bitiminden iki yüzyýl sonraki durumunu
anlatan Evliya çelebi, Hisar'ýn "Dað Kapýsý "nýn kuzeye, "Hisarpeçe Kapýsý "nýn köy tarafýna (Rumelihisarý mahallesi) baktýðýný, üçüncü kapýsý olan "Sel Kapýsý "nýn da sürekli kapalý tutulduðunu "Dizdar Kapýsý "nýn Hisar'ýn asýl kapýsý olduðunu, "Ýstihkam Kapýsý "nýn ise dokuzuncu küçük burcun altýnda bulunduðunu yazar. Üzerindeki görkemli toplardan
bahsederken de, "...Kale içinde kayalara yapýþmýþ, kýrlangýç yuvalarý
gibi 180 asker kýþlasý olduðunu , içinde Fatih ‘in adýna bir cami ile bir mescid ve buðday ambarlarý bulunduðunu" ilave eder.
Kuzey Burcu'nun inþaatýný yaptýran Saruca Paþa'nýn kulesi, "Fatih Kulesi" olarak da adlandýrýlmaktadýr. Halen içinde "Fatih Müzesi" bulunuyor... Bunun
nedeni en büyük ve en saðlam kulede kendisine bir
yer alýnmýþ olmasýdýr.
Hisar'ýn içerisinde, muhafýzlar için ikamet yerleri, su
tesisleri, depolar ve kaldýrýmlý yollar vardý. Yüzyýlýn baþýnda "Tournefot", kule damlarýnýn kurþunla örtülü olduðunu ve mazgallarýndan çýkan top namlularý ile korkunç bir manzara teþkil ettiðini yazar. Konik çatýlý bu kulelerde, aðýr suçlu yeniçerilerin hapsedildiði
de bazý bilgiler arasýndadýr.
Evliya çelebi'ye göre, 17. yüzyýlda bir kale teþkilatýna sahip olan Rumelihisarý'nýn çevresinde þunlar vardý:
Baðsýz, bahçesiz ve kayalar üzerinde kat kat evler, üç cami, mescitler, sibyan
mektepleri (çocuk okullarý), bir hamam, dükkanlar ve Derviþ Dede Tekkesi, halký balýkçý ya da kalede asker veya
zanaatkar erbabýydý. Buralarda yalý sahibi olan eþraf kýþýn Ýstanbul tarafýnda oturur, yazlarý gelirlerdi. Kirazý çok meþhurdu ve bu mevsimde herkes akýn akýn buraya, kiraz yemeye gelirdi. Hisar'ýn arkasýndaki tepede de "Nafi Baba Tekkesi' vardý.
Hisarla iskele
arasýndaki "Kemalettin Camii ", 1494 yýlýnda mescit olarak yapýlmýþ, "I. Mahmut" devrinde yanmýþtý. Ayný yere 1746 yýlýnda bugünkü cami yapýldý. Bir çýkmasý ve tek þerefeli minaresi olan cami, üst kattadýr. Zemin katlarýnda dükkanlar vardýr, çatýsý ahþap ve kiremitle örtülüdür.
Zamanla sayfiye
köyü de olan yöreye, IV Mehmed"in annesi bir köþk, "I. Murat" ise Ýskele Camii' ni yaptýrmýþtýr.
Rumelihisarý Mahallesi'nin hemen yanýbaþýnda, "Levent" taraflarýndan gelen derenin aktýðý köy, "II Sultan Mehmed"e babasýndan sonra hizmet eden "Baltaoðlu Süleyman Bey" kuþatmadan önce 420 pare gemisini bir cambaz ustalýðýyla Bizans önlerinden geçirip getirdiði deniz üssü haline gelmiþti.
Baðlar bahçeler ve koruluklarý ile doðal güzelliklerinin tüm saltanatýna sahip olan bu vadi, birçok politik anlaþmalara sahne olmuþ tarihi bölge idi. Tarihler boyunca Konstantiniye'yi kuþatan güçler, saldýrýlarýný kara tarafýna yönlendirip, deniz yolunu açýk
tuttuklarýndan,
batýlý rnüttefiklerin gemileri kente kolayca erzak ve savaþ
rnalzemesi taþýyabilmiþti. Genç padiþahýn ilk iþi, kuþatmadan önce bu deniz yolunu, yabancý tüm gemilere týkamak oldu.
|