|
Bebek ile Rumelihisarı arasında, bugün aynı isimle anılan mezarlık sırtlarında
bulunan semt. Sahilden denizin içine uzanan dil, Boğaz'ı çok daralttığı için
buraya yunanca Lomekopi, Türkçe olarak ta Boğazkesen denilmişti. Eremya Çelebi
Kömürciyan, Boğaziçi'ndeki üçüncü burun olan bu mahalle denizde iri kayalar
bulunduğunu kaydetmektedir. Bu kayalardan ötürü semte Kayalar köyü adı
verilmişti. Evliya Çelebi Ön kayalar denilen, Sıdki Efendi Camii'nin de
bulunduğu mevkide o dönemde 40-50 ev olduğunu söyler.
17.yy yazarlarından
Kömürciyan ve 1. yy yazarlarından İnciciyan da burada Türklerin oturduğunu
sahilde bir küçük mescit, birkaç bahçe ve ilerisinde servi ağaçlarının
yükseldiği bir Müslüman mezarlığı olduğunu kaydederler. Bu mezarlık Üsküdar'dan
sonra Boğaziçi'ndeki ikinci önemli mezarlıktı. Hisar'da yaşayan Müslüman
ahalinin beslemeleri olan çırpıcılar Kayalar Köyü sahilinde köy ve hisar
sakinlerinin çamaşırlarını yıkarlardı. Bu gün Kayalar Köyünün ismi, burada
bulunan cami dışında tamamen unutulmuştur. Sahil ve Sırtlar Aşiyan semti olarak
bilinir.
17.yy'da burada Nişancı Ahmet Sıtkı Efendi (Paşa) (ö. 1662 /63 )
tarafından, kayalar mescidi olarak bilinen, duvarları kagir, çatısı ahşap bir
mescit yaptırıldığı kaydolunmuştur. Evliya çelebi bu mescidin üst tarafında
bulunan Kadiri dergahı ile I. Süleyman (Kanuni) döneminde yaşamış bir Bayrami
-Melami şeyhi olan İsmail Maşuki'nin anıtmezarını efsanevi bir tarzda
anlatmaktadır. 1551'de müritlerinden Irakı zade Hasan Efendi, İsmail Maşuki'nin
başının gömülü olduğuna inanılan Kayalar Mescidi'ne bitişik Şeyh Mehmet Efendi
hazinesinde şeyhin anısına bir anıtmezar yaptırmıştır. Mescidin hemen
arkasında, Melamileri karşı inşa edildiği söylenen Kadiri tekkesinin bugün
hiçbir izi kalmamıştır. Dergahın sırtlarındaki bağ ise birkaç kez kaptan-ı
deryalık yapmış ve Girit'in fethinde önemli rol oynamış Deli Hüseyin Paşa'ya
aitti. Bu bağ, Rumeli Hisarı'nın arkasında, bir Bektaşi tekkesi olan Nafi Baba
Tekkesi'ne kadar uzanıyordu. Vakanüvisler ve arşiv belgeleri 16.yy'da bu sahilde
eşkiyanın, haydutların mekan tuttuklarına işaret etmektedir.
17.yy'da ise bir
başka efsanevi kişilik, gemicilerin dostu olarak tanınan Durmuş Dede burada bir
dergaha adını verdi. Durmuş Dede'nin I. Ahmet zamanında (1603 -1617)
Akkirman'dan İstanbul'a gelerek Kayalar Köyü mezarlığının bittiği yere yakın
bir noktada, deniz kenarında bir tekkede şeyh olan Akkirmanlı Ali Baba'nın
yanına yerleştiği söylenmektedir. Aslında tekkenin kurucusu, I. Süleyman
(Kanuni) zamanında Mısır'dan İstanbul'a göçen Şeyh İbrahim Gülşeni
halifelerinden Hasan Zarafi Efendi 8ö.1569) olduğu halde tekke Durmuş Dede ‘nin
adıyla anıla gelmiştir. Zamanla, Boğaz'dan geçen gemilerin tekkeye zahire
yardımında bulunmaları bir gelenek haline geldi. Hadikatül -Cevami'yi yazdığı
1768'de, Hafız Hüseyin Ayvan sarayı bu geleneğin hala devam ettiğini
kaydetmektedir. 715'te ölmüş olan Fenni Mehmet Dede Boğaziçi köyleri üzerine
yazdığı Sahil name'de bu semt için " fiske taşıyla eğer ürker ise olmaz mesken
demiştir.
18.yy sonunda 19.yy ortalarına kadar olan dönemi kapsayan Bostancı
başı defterlerinde bu sahilde hekimbaşı, reisüm küttab ve önemli devlet
görevlilerinin yalıları olduğu kaydedilmiştir. Bunların içinde Tavukçu Reis adı
ile bilinen Reisülküttab Mustafa Efendi'nin yalısı kayda değer. Mustafa
Efendi'nin geniş bir bahçe içindeki yalısını devlet ricari ve Avrupa elçileri
gizli görüşmeler için sık sık ziyaret ederlerdi. Mustafa Efendi'nin hayratında
olan, Kayalar mescidi'nin yakınında ve sahilde bulunan 1763 tarihli çeşme,
1914'te sahil yolunun genişletilmesi sırasında yıkılmış;yalı ve Deli Hüseyin
paşa bağı Robert Koleji'in mülkiyetine geçmiştir.
Devlet protokolünde
nişancılardan hemen sonra gelen reisül küttabların da hep bu mahalde
yerleştiklerini göz önüne alırsak Boğaziçi sahillerinin yerleşim hiyerarşisine
dair bir başka geleneği yakalamış oluruz. Bir başka 18.yy yalısı, Yılanlı
Yalı'nın kötü bir restorasyon geçiren selamlığı halen ayaktadır. Semt bugünkü
adını şair Tevfik Fikret'in bu mahaldeki evinden almaktadır. Farsça bir sözcük
olan "Aşiyan"ın anlamı " kuş yuvası"dır.
|