|
Baltalimanı'ndaki benzincinin deniz tarafındadır. Bina 1860-1870 yılları
arasında inşa edilmiş ve Sadrazam Damat Ferit Paşa tarafından kullanılmıştır.
Bu yalıya Baltalimanı Sahilsarayının "Paşa Dairesi" de denilmekteydi.
Yalı Cumhuriyetin ilk yıllarında bir süre boş tutuldu sonra "Kemik Veremi
Hastanesine" daha sonra da İÜ Fen Fakültesi Hidroloji Enstitüsüne tahsis
edildi. Halen İÜ Kültür ve Eğitim Merkezi olarak kullanılmaktadır. Büyük Reşit
Paşa Dışişleri Bakanlığı dönenimde eski yalısında 03.09.1838'de Belçika,
16.08.1838'de İngiltere ile ticaret antlaşması imzalandı. 01.05.1849 tarihinde
ise Eflak-Boğdan beylikleriyle ilgili Baltalimanı Antlaşmasını da bu yalıda
imza edildi.
Baltalimanı Antlaşması
Osmanlı Devleti'nin, 1838'de, İngiltere ile Baltalimanı'nda imzaladığı ticaret
antlaşması.
Avrupa'da sanayi inkılâbının neticesi olarak daha fazla ham maddeye ihtiyaç
duyulmaya başlandı. Bunun üzerine Osmanlı hükümeti de 1826'dan itibaren, ham
maddesini dışarıya çıkararak, esnafın işsiz kalmasını önlemek maksadıyla bir
nevi himaye sistemi olan yed-i vahid (tekel) usulünü uygulamaya koymuştu.
İngilizler, Osmanlı ticaretinde kendilerine ters düşen hükümlerin kaldırılması
için 1833'ten itibaren ünlü hariciye nazırları Palmerston aracılığıyla
uğraşmaya başladılar. 1836'daki müzakerelerde Osmanlı heyetine başkanlık eden
gümrük emini Tahir Efendi, eski düzenden mümkün olduğunca az taviz vermeye
çalışmış ve İngiliz isteklerine boyun eğmemişti. Bu durumda İngiliz
diplomasisi, Osmanlı bürokrasisinin zayıf ve bunalımlı bir devresini kollamaya
başladı. Nitekim bu fırsat, iki yönlü bir şekilde, İngilizlerin karşısına
çıktı. 1837'de Londra büyük elçiliğinden hariciye nazırlığına getirilen Mustafa
Reşid Paşa, İngilizlere yakın bir müzakereciydi. Bu sırada Mehmed Ali Paşa,
Mısır'da Osmanlı Devleti için büyük bir tehlike arz ediyordu. Reşid Paşa, Mısır
meselesinde İngilizlerin yardımlarını temin bahanesiyle, Baltalimanı'ndaki
yalısında dört gün süren ve çok gizli tutulan pazarlıklar sonucunda, 16 Ağustos
1838'de Osmanlı-İngiliz ticaret antlaşmasını imzaladı. Antlaşma, 8 Ekim 1838'de
Kraliçe Victoria, bir ay sonra da Sultan Mahmud tarafından tasdik olundu. Esas
ve zeyil olmak üzere iki kısım halinde tanzim edilen antlaşmanın birinci kısmı,
iç ticarete ait maddeleri; zeyli meydana getiren ikinci kısım ise İngiltere'den
ithal edilecek mallarla, transit eşyaların gümrüklendirilme şekillerini ihtiva
ediyordu.
Antlaşmanın zeyil kısmının ikinci maddesine göre, zirai mahsullerle sair eşya
üzerine konan yed-i vahid yani tekel usulü, tamamen kaldırılıyordu. Bu maddeyle
emperyalizmin önündeki engeller kaldırılarak, iktisadi sistemimiz felce uğramış
oluyordu. Ayrıca, iç ticaretin, Osmanlı vatandaşlarına münhasır kalması da
kaldırılıp, istisnasız bir şekilde İngiliz tüccarlarına veriliyordu.
Antlaşmanın diğer önemli hükümlerine gelince, dördüncü madde ile, Britanya
tebaası, Osmanlı memleketleri mahsulü olan bütün maddeleri, istisnasız olarak
ihraç etme iznine sahip olacaklardı. Altıncı madde ile transit resmi kaldırılmaktaydı.
Yedinci madde ile, İngiliz gemileriyle gelen İngiliz emtiası için, bir defa
gümrüğü ödendikten sonra, ithalatçı veya alıcı tarafından nereye götürülürse
götürülsün bir daha gümrük ödenmeyecekti. Antlaşmanın bu hükümleri ile Osmanlı
hazinesi, önemli bir gelir kaynağından mahrum kaldı. Önceden yabancı bir emtia
bir eyaletten diğer bir eyalete geçerken, ilave gümrük ödemek zorunda
bulunduğundan, fiyatı artarak rekabet gücünü kaybediyordu. Şimdi ise, Osmanlı
tüccarı, bir yerden bir yere bir malı götürüp satarken yüzde 12 vergi verirken,
İngiliz tüccarları, ortakları ve adamları, yüzde beş vergi ödeyecekti. Böylece,
İngiliz tüccarları, Osmanlı tüccarına karşı korunmuş oluyordu. Bilahare transit
resminin devam etmesine karar verilmiş ise de, buna karşılık ithalat
resimlerinde, yüzde ikiye varan bir indirime daha gidildi.
Bu arada antlaşma hükümlerinin Mısır, Afrika eyaletleri dâhil bütün Osmanlı
ülkelerinde ve her sınıf halk tarafından tatbik ve riayet olunacağına dikkat
çekildikten sonra, isteyen bütün dost devletlere de istisnasız olarak
antlaşmanın teşmil edileceği taahhüt olunuyordu. Nitekim 19. yüzyılın ilk
çeyreğine kadar, Osmanlı dış ticaretinde birinci sırayı alan Fransa,
menfaatlerine halel geleceğini bilerek bu antlaşma hükümlerine şiddetle karşı
çıktığı halde, çok geçmeden 25 Kasım 1838'de yukarıdaki maddeye istinaden aynı
hükümleri ihtiva eden bir antlaşma imzaladı. Bunu, Avrupa'nın diğer devletleri
takip etmekte gecikmediler. 31 Ocak 1840'ta İsveç ve Norveç, 2 Mart 1840'ta
İspanya, 14 Mart 1840'ta Hollanda, 30 Nisan 1840'ta Belçika, 1 Mayıs 1841'de
Danimarka ve 20 Mart 1843'te Portekiz ile antlaşmalar imzalandı.
Bu anlaşma bugünkü gümrük birliği anlaşmasının temeli kabul edilmektedir.
|