|
Boğazın en güzel yerlerinden biri olan Rumelihisarı, hep aynı insanları
ağırlar. Çay bahçelerinde birkaç kere oturduğunuzda, buradaki insanları daha
önce gördüğünüzü farkedersiniz. Çünkü Rumelihisarı'nın büyüsüne bir kere
kapıldığınızda, bir daha kurtulmanız zordur.
Rumelihisarı, Boğaziçi'nde Baltalimanı ile Bebek arasında, biraz
Baltalimanı'nın mütevazı, biraz da Bebek'in gösterişli havasını almış, kendine
özgü bir semt. Her kesimden insanın burada, kendine uygun bir mekan bulma
nedeni de büyük ihtimalle budur. Rumelihisarı Surları ve Hisar'ın ayrılmaz
parçası gençler sayesinde, hem geçmiş, hem de bugün yaşanır Hisar'da. Burada
Boğaz havası tarih kokar. İki farklı hayat birden yaşanır. Bir yüzü kendini
size açıkça sunar. diğer yüzü ise keşfedilmeyi bekler.
Semtin sahil kesiminde hayat hızlı bir şekilde akıp giderken, ara sokaklarda
zaman durmuş gibidir. Sahilde başınızı kaldırıp yol boyunca dizilmiş çay
bahçelerinin arkasına baktığınızda, sakin sakin Boğaz'ı izleyen ahşap evleri
görürsünüz. Semtin içlerine doğru ilerlediğinizde, surlardan aldığınız o tarihi
kokunun etkisi hafifler. Sokaklar dar ve sessiz, evler uykuda gibidir. Arnavut
kaldırımlarıyla kaplı sokaklar, küçücük bir postane ve bir manav, görünmeyen semt
sakinlerine hizmet eder.
Çınarlı restoran
Karaca Restaurant, Rumelihisarı'nın demirbaşlarından biri. Buranın önünden her
geçişinizde, muhakkak tanınmış birilerini görürsünüz. Belki en çok Sezen
Aksu'yu. Karaca'nın sahibi, Halil Karaca. O da Rumelihisarlı. Amcası Süleyman
Karaca, burayı Erzincan'dan geldikten sonra, 1959 yılında açmış. Restoran
içindeki çınar ağacı ile de ünlü. Ünlü oldukları başka şeyleri sorduğumda Halil
Karaca, boğazın en güzel ve en taze balıkları ile tanındıklarını, kiremitte balığı
ilk kendilerinin çıkardığını ve Sakıp Sabancı'nın özellikle bu balığı tercih
ettiğini söylüyor.
Halil Bey'e müşterilerini sorduğumuzda ise her yerden gelenlerin olduğunu ve
gelenlerin yüzde 80'ini tanıdığını belirtiyor. ‘‘Sarıyer'den de gelirler, Kadıköy'den
de. Rumelihisarlılar'ın hepsi gelir. Karaca yıllardır burada, o yüzden
İstanbul'un her yerinden müşterilerimiz var. Bunlar genelde, devamlı
müşterilerdir. Mesela, defter tutarız biz...'' Kasanın altındaki dolaptan, bir
kayıt defteri çıkarıyor ve oradan okuyarak söylüyor: ‘‘Bakın Denizcilik Yüksek
Okulu... İlk defa 1970 yılında gelmişler ve o tarihten beri her yıl, anneler
gününden bir önceki gün, 70-80 öğrenci toplanıp gelirler. Hiç şaşmaz bu. Bu
cumartesi de buradaydılar işte (Ertesi gün anneler günüydü). Fiyatlarımız da
uygundur. Bazen kárımız yüzde 30'lara düşer, orta halli bir aile de gelebilsin
diye. 15 sene önce durum çok daha iyiydi tabii. Müşteri haftada 2-3 defa
gelebilirdi. Şimdi bu enflasyonla, sürekli gelenler, ayda bir geliyorlar. Depremden
sonra da biraz bocaladık. E malum, öyle bir durumda insanın eğlenecek hali mi
olur? Yaz geldi sayılır ama. Yavaş yavaş yoğunlaşmaya başladık bile.''
Hiç değişmedi
Ve Rumelihisarı'nın ayrılmaz parçası, otobüs durağından surlara kadar, yol boyunca
uzanan çay bahçeleri... Önce restoranlar sıralanır: Hisar Tango Restoran,
Karaca Restaurant, Attilio Gizemli Meyhane, Çapa Meyhane ve denizin üzerindeki
İskele Restaurant. Sonra çay bahçeleri: Deniç Çay Bahçesi, Antik Cafe
Restaurant, Kale Çay Bahçesi, Sultanahmet Köftecisi ve Hisar Aile Çay Bahçesi.
Hepsinin farklı müşterisi, farklı müdavimi vardır. Hatta artık müşteri değil,
çay bahçelerinin ev sahipleridir onlar. Birkaç kez Hisar'a gittiğinizde,
çevrenizdeki insanları burada daha önce de gördüğünüzü farkedersiniz. Onlar hep
Hisar'dadır. Kışın kapalı mekanda, yazın dışarıda ama hep aynı çay bahçesinde.
Hisar'ın aşıklarıdır onlar. Buraya her kesimden insan gelir, çünkü herkese
uygun bir mekán vardır. Deniz Çay Bahçesi'nin müdavimleri, ki eski Ali Baba
diye bilinir burası, daha çok gençlerdir.
Deniz Çay Bahçesi'nden Hasan Abi, burayı gelenleri anlatırken onlara müşteri
diye hitap etmiyor: ‘‘Müşteri diyemeyiz, çünkü herkes tanıdıktır. Metin Bey
mesela, hafta sonu ailesi ile gelir. Müşteri değildir o. Hafta içi öğle
saatlerinde İstinye'deki borsadan, okul çıkış saatlerinde Behçet Kemal Çağlar
ve Emirgan Lisesi'nden öğrenciler ya da Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri veya
mezunları sürekli gelirler. Hafta sonu arasıra tanımadığımız insanlara
rastlarız. Çok kalabalık olur çünkü. Oturacak yer bulunmaz. İstanbul'un her
yerinden gelen olur. Yukarıdaki yokuştan da gelen vardır, Avcılar'dan da.
Sanatçılar, yazarlar, entellektüeller daha çok hafta sonu gelirler.''
İki gence soruyoruz, neden Rumelihisarı'nı tercih ettiklerini. Nilüfer Gödekday
ve Kevser Erkan, 25 yaşlarında ve çalışıyorlar. Yukarıda Etiler'de
oturduklarını ve işlerinin yoğunluğundan Hisar'a eskisi kadar çok
gelemediklerini, fırsatını bulur bulmaz da buraya kaçtıklarını söylüyorlar.
‘‘Biz buraya küçüklüğümüzden beri geliriz, genelde hafta içi öğle tatillerinde,
haftasonu çok kalabalıktır çünkü. Niye mi geliyoruz? Temiz hava, bu manzara,
denize böyle yakın olup çay içebilmek. Başka yerde böylesi yok ki. Bir de hiç
değişmemiş olması da çok güzel. Özelliğini hiç yitirmedi.''
Hisar Aile Çay Bahçesi ise, ismi gibi, daha çok aileleri ağırlar. Çaylar burada
semaverle gelir ve kendi balkonunuzda oturuyormuş hissine kapılmak gibi bir
lükse sahip olursunuz. Surların hemen yanında olması, farklı bir hava verir
ona. Özellikle yazın Rumelihisarı konserleri sırasında, her gece daha başka
doludur burası. Konser için, ama konserden bir iki saat önce, çay bahçelerinde
oturmaya gelenler Hisar Çay Bahçesi'nde yer bulamayınca kaleye ve sonra denize
doğru kayarlar.
Masa beklemeden olmaz
Hisar'da deniz kenarında balık ekmek satan motorun da müdavimleri vardır. Öğle
tatilinde, arabalarıyla balık ekmek yemeye gelen çalışanlar ya da okullarından
çıkan Behçet Kemal Çağlar ve Emirgan Liseli gençler, balık ekmekçinin önünde
sıraya girerler. Kaldırımda uzun bir bekleyiş olur.
Hafta sonu kahvaltıları genellikle menemen eşliğinde ve gazetelerin kalın
ekleriyle, yer bulabilmenin ve ayakta kalanlar arasında olmamanın mutluğu ile
yapılır. Hafta sonu beklemeden bir masada oturabilmeniz kesinlikle şanslı
olmanızdandır.
Geceleri ise Hisar'da çok daha başkadır. İskelenin yanındaki banklarda gruplar
toplanır. Banklar dolunca yerde oturulur, bira ve sohbet eşliğinde Boğaz'ın
güzelliğine varılır.
Hisarın Yerlisi Ruhi Bey
Kardeşler Manavı Rumelihisarı'nda, 1960 yılından beri hizmet vermekte. Manavın
sahibi Ruhi Dengizman burayı, babası Rafet Dengizman'dan devralmış. Doğma
büyüme Hisarlı, ‘‘Buranın yerlisiyim'' diyor. Ruhi Bey'in şu günlerde tek
derdi, manavının yanındaki yokuşun trafiğe kapatılması. ‘‘Arabayla yukarı
çıkmak için ta Aşiyan'dan dolanmak zorundasınız. Dört aydır her gün 200 milyon
zarardayım. Abla ne oldu, neredesin ne zamandır, diyorum, e yol değişti,
geçemiyorum ki önünden diyor...''
22 Mayıs 2000 - Hürriyet Gazetesi
|