hisar3.jpg

Sitemize hos geldiniz

Sitemize hos geldiniz

Fotoğraflarımızdan

Ziyaretçilerimiz - Mayıs 2008

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün20
mod_vvisit_counterDün72
mod_vvisit_counterBu hafta337
mod_vvisit_counterBu ay2363
mod_vvisit_counterToplam48505

Surların Restorasyonu Yazdır E-posta


Celal Bayar ''minare yapılsın'' dedi, biz karşı çıktık.

Rumeli Hisarı"nda yıkılan Fetih Camii"nin temelleri üzerine gösteri alanı yapan mimar Doğan Tekeli, 50 yıl aradan sonra ilk kez konuştu... Üç genç mimarın imzasını taşıyan Rumeli Hisarı restorasyonu, aradan yarım asır geçmesine rağmen hâlâ tartışılıyor. Ayasofya"dan sonra en çok tartışılan ikinci "nazik" mesele daha uzun yıllar gündemde kalmaya devam edecek.
--------------------------------------------------------------------------
Dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar"ın bir emriyle suriçindeki mahallenin ve Ebul Fetih Camii"nin yıktırıldığı yönündeki bilgi, bitmeyen tartışmaların temelini oluşturuyor. Fatih"in askerleriyle namaz kıldığı bu anlamlı mekanın yerine, gösteri alanı yapılması, bunun da ideolojik bir tavır olduğu yönündeki inanç ise, hassas tartışmayı bugünlere kadar taşıdı.

Hisar konserleri öncesinde konu yeniden gündeme gelecek. Bu sefer iktidardaki siyasi iradenin rengi nedeniyle tartışma belki de çok farklı platformlara sıçrayacak. Bir taraftan konser biletleri basılırken, biz ideolojik şartlanmalardan sıyrılarak, 50 yıl öncesine döndük. Halen hayatta olan tanıklara ulaştık. Yeni bilgiler edindik.

Tartışmaların başlangıç noktasını 1956 yılında restorasyon için açılan proje yarışması oluşturuyor. 12 projenin katıldığı yarışmada Doğan Tekeli, Sami Sisa, Metin Hepgüler isimli üç genç mimarın eseri birinci, bu tür eserlerin restorasyonunda deneyimli olan ünlü mimar Turgut Cansever"in projesi ise ikinci oldu. İki proje arasındaki en önemli fark Hisar içindeki camiydi. Cansever minarenin restorasyonunu öngörürken, genç mimarların projesinde cami gözükmüyordu.

Fetih Camii nasıl yıkıldı?

İlk önce Turgut Cansever"i arayıp kayıp caminin akıbetini sorduk. Cansever, müsabakadan önce Celal Bayar"ın bir emriyle, Hisar"ın içindeki bütün sivil mimari yapıların yıktırıldığını, buna Fetih Camii"nin de dahil olduğunu söyledi. Yıkımın ayrıntılarını hatırlamayan Cansever, restorasyondan önce caminin son haliyle ilgili sorumuza "Ben cami duruyordu diye hatırlıyorum. Harap olarak..." karşılığını verdi. Bu caminin son halini sorduğumuz hemen herkes harabeydi ya da temelleri duruyordu diyor.

İlginçtir, "cami yıktıran" Celal Bayar, 1953 yılında, Rumeli Hisarı"nın perişan halinden kurtarılması ve restore edilmesi arzusunu hükümete bildirmiş. Hükümet, Bayar"ın yakın ilgisi nedeniyle altı kişiden oluşan bir heyet oluşturmuş. Heyet, araştırmalardan sonra restorasyona ait esasları yedi maddede toplamış. Dönemin Topkapı Müzesi Müdürü Haluk Y. Şehsuvaroğlu"nun, İstanbul"un Fethi"nin 500. yılı dolayısıyla, Cumhuriyet Gazetesi için hazırladığı "Asırlar Boyunca İstanbul" isimli çalışmada da yer alan bu esasların beşinci maddesi şöyle: "Hisariçi Camii harabesinin duvarları ve temelleri meydana çıkarılacak ve minaresi haliyle tamir edilecektir. Yanındaki sarnıç tamir ve ıslah edilecektir." Bu ifadelerden caminin harap halde bulunduğu, hatta duvar ve temellerinin neredeyse kayıp olduğu anlaşılıyor. Bu cami Prof. Cansever"in söylediği gibi Celal Bayar"ın emriyle yıkıldıysa; Celal Bayar, kendi yıktırdığı caminin restorasyonunu neden istiyordu acaba?

Bu soruyu sormak üzere restorasyonu gerçekleştiren mimarlardan Doğan Tekeli"ye ulaşıyoruz. Levent"teki ünlü Metrocity"nin de mimarı olan Tekeli, 1951"den itibaren burada cami bulunmadığını söylüyor. Yoksa cami daha önceki yıllarda mı yıkılmıştı? Konuyla ilgili eldeki en sağlam belge Albert Gabriel"in 1890-1900 yılları arasındaki Rumeli Hisarı Restitution"ü. Tekeli, burada caminin minaresinin sembolik olarak, krokileri ise cami alanının "cami kalıntısı" olarak gösterildiğine dikkat çekiyor. Eldeki diğer belge ise, 1917 haritaları. Bu haritalarda da cami yanmış olarak gösteriliyor. Tartışmaların başladığı 1953 yılına kadar caminin akıbeti hakkında şu ana kadar ortaya çıkan hiçbir bilgi yok. Yangından sonra harabe olarak mı bırakıldı, yoksa tamir edildi de sonradan başka sebeplerle mi yıkıldı bilinmiyor.

Tekeli, "Biz bulduğumuz zaman da hangisi cami hangisi sarnıç temeli belli değildi" diyor.

Celal Bayar"ın minare talimatı

Celal Bayar, restorasyonla çok yakından ilgili olduğu için sık sık Rumeli Hisarı"na gelir, polislerin "Bayar geliyor! Bayar geliyor" uyarısıyla bir araya toplanan mimarlar, çalışmalar hakkında izahat verirlermiş. Celal Bayar, Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri, Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Halit Şehsuvaroğlu ve diğer ilgililerle çalışma alanını gezerken Fetih Camii"nin enkazı gözüne ilişir. Bundan sonrasını Doğan Tekeli"den dinliyoruz. Bugüne kadar gizli kalan diyalogların virgülüne dokunmadan dökümü: "Bayar, buraya bir minare projesi istemiş. Bu minareyi yaptırın demiş. Caminin minaresini restore edin demiş. Haluk Bey (Topkapı Müzesi Müdürü Haluk Şehsuvaroğlu) Bayar"ın bu isteğini bize söyledi. Biz buna şiddetle itiraz ettik. Bu caminin aslı belli değil. Hiçbir yerde bir görüntüsü yok. Minarenin önceki halinin de nasıl olduğu belli değil. Şimdi buraya uydurma bir minare yaparsak, camisi de yok, yarınki nesiller bizi suçlar dedik. Haluk Bey, cesaret edip bunu Bayar"a söyleyemedi. Bursa üslubunda bir minare ısmarlamışlar. Biz yine itiraz ettik." Bayar bir gün yine Hisar"ı ziyarete geldiğinde Haluk Şehsuvaroğlu, "Mimarların bir maruzatı var size" diyerek olaydan sıyrılmış. Bayar, "Buyrun" deyince Tekeli, "Efendim böyle böyle emretmişsiniz. Bu bir tarihi yanlış olur. Müsaade ederseniz bu böyle kalsın, çok da yakışacaktır buraya" demiş. Bunun üzerine Bayar da "Mimarların dediği gibi olsun" demiş ve böyle kalmış.

Tek kare fotoğraf gerekiyor

Bu diyaloglardan, Celal Bayar"ın kendisine nasıl bilgi verildiyse, nasıl ikna edildiyse ona göre karar verdiği açıkça anlaşılıyor. Başbakan Adnan Menderes"in bile yanındaki "bilirkişilerin" yönlendirmesiyle birçok Osmanlı eserini yıktırdığı herkesin malumu. O günlerde karşı cephede duran mimarlar ortaya çıkıp, "Sayın Cumhurbaşkanım, dünyanın her yerinde surların, içindeki kilise ve şapel aynen muhafaza edilmektedir. Bu caminin de aslına uygun olarak korunması gerekir" deselerdi; Bayar, bu görüşü de dikkate alacak, uygulama farklı olacaktı belki de. Tabii ki, 1930"lardan itibaren başlayıp uzun bir dönem devam eden siyasi tavır nedeniyle, başta camiler olmak üzere geçmişe ait eserlerin çok sistemli bir şekilde yok edildiğini de unutmamak gerekiyor. Bugün İstanbul"daki surların içindeki camilerden eser yok.

Doğan Tekeli, "Amacımız Hisar"ın inşasından 500 yıl sonra yapılan bu müdahaleyi göstermekti" diyor. Her iki din için de kutsal kabul edilen bu mekanın 21. yüzyılda da bir müdahale geçirmesinin önünde bir engel bulunmuyor. Belki platform sökülebilir. Mualla Eyuboğlu, cami, kilise gibi yerlerin üzerine kanunen başka inşaat yapılamayacağı için bu platformun tek direk üzerine yapıldığını söylüyor. Fakat asıl sorun bundan sonra başlıyor. Caminin temelleri açığa çıkarılarak öylece bırakılacak mı yoksa cami yeniden inşa mı edilecek? Caminin aslına uygun olarak yeniden inşa edilebilmesi için etik açıdan, yıkılmadan önceki dönemlere ait gerçek görüntüsü gerekiyor. Sanat Tarihçilerine göre, cami muazzam bir yapı değil. Fakat bu caminin sembolik ve manevi değeri oldukça büyük. Fatih"in İstanbul"da yaptırdığı ilk cami. İstanbul alınmadan Fatih Sultan Mehmet, Çandarlı Halil, Zağnos, Ulubatlı Hasan, Akşemseddin, Molla Gürani gibi büyük zatlar bu mekanda birlikte namaz kıldılar. Caminin bir görüntüsü ortaya çıkarılırsa yeniden inşa edilmesi mümkün görünüyor. Fakat Fetih Camii"nin tek kare bile fotoğrafı yok! Semavi Eyice, Avrupa"daki koleksiyonerlerden bu fotoğrafın bulunabileceğini söylüyor. Aynı şekilde Yedikule surlarında yine Fatih"in talimatıyla inşa ettirilen Fetih Camii de ortada yok. Semavi Eyice, "Fotoğrafı var ama ele geçiremedik" diyor. Bundan sonrası Kültür Bakanı Erkan Mumcu"ya kalmış. Bakan Mumcu, elli yıl önce aslını bilmiyoruz denilerek üzerine platform yapılan bu caminin fotoğrafını buldurabilirse, faili meçhule giden cami için yeni bir süreç başlamış olacak.

Üzerinde konserler verilen bu alanın, Hıristiyanlar için de manevi değeri var. Mualla Eyuboğlu"nun söylediğine göre, buradaki sarnıçtan çıkan su Bizanslılar için kutsalmış. Hıristiyanlar, dünyanın değişik yerlerinden bu sarnıcı ziyarete gelip, suyundan almaya çalışıyormuş. Bu mekanı yapan da karşı çıkanlar da bugün aynı noktada buluşuyor. Turgut Cansever"den Doğan Tekeli"ye, Semavi Eyice"den Mualla Eyuboğlu"na kadar herkes mekanın ruhuna aykırı kullanılmasından hoşnut değil. İdeolojik renklerden uzak bir diyalog sahası oluşturulabilirse, bu nazik meselede mesafe katedilebilir. Şimdi top Kültür Bakanı Erkan Mumcu"da...

MUALLA EYUBOĞLU"NUN ANILARINDA RESTORASYON!

Ressam ve şair Bedri Rahmi Eyuboğlu"nun kızkardeşi Mualla Eyuboğlu"nun, Gazeteci Tuba Çandar"ın kaleme aldığı anılarına yalanlama geldi. Hitit Güneşi ismiyle yayınlanan kitapta yer alan, cami alanının restorasyonuyla ilgili yazılanların yalan olduğu ortaya çıktı. Eyuboğlu, kitabın 105 ve 106. sayfasında, "...minare XV. yüzyıldan. Onu doldurdum ben olduğu gibi. (...) Anıtlar Kurulu"nun Projesi"ne göre, bir gösteri yeri lazım buraya. Bunun üzerine bu sarnıcın içine bir direk koydum. Gösteri sahasını o direk taşıyor. Eski kalıntılarla temas yok yani. Aşağıdaki Bizans sarnıcından 15 cm aralık bıraktım. Bütün kalıntıları, buluntuları aşağıda muhafaza ettim. İçine girerseniz görürsünüz, hepsi dondurulmuştur" diyor.

Doğan Tekeli İSE , kitapta yazılanlarla ilgili şunları söylüyor: "Mualla hanım herhalde hafızasını kaybetmiş olmalı. Kitabında bahsettiği şeyler tamamıyla yarışmayı kazanan bizim projemizde olan ve bizim uyguladığımız şeyler. Kendisinin o uygulamayla hiçbir ilgisi yoktur."

Doğan Tekeli"nin söylediklerini aktardığımızda çok şaşıran Mualla Eyuboğlu şunları söyledi: "Benim yalan söylemeye ihtiyacım yok ki. Doğan, benim tatbikatımda belki yardımcı olmuştur, işçi olarak! (...) Yani insanlar birbirlerini çekemiyorlar. Çok ayıp. Doğan"ı çok ayıpladım doğrusu. Sevdiğim bir adamdı. (...)Onlar kazanmışlar. Fakat tatbikatını ben yaptırdım. Nasıl yapmış? Ne zaman yapmış? Bunları açıp kanıtlayın ya..."

Kamuoyunda hâlâ konuşulmaya devam eden bu anıların biraz restorasyona ihtiyacı var gibi görünüyor. Bu arada, Doğan Tekeli, bu restorasyon sırasında bir duvarı yıkınca tartışmaya başlayan Alman Türkolog ve tarih araştırmacısı Dr. Robert Anhegger"i, Rumeli Hisarı"ndan kovmuş. Anhegger, o zaman Eyuboğlu ile henüz evli değilmiş ama birlikte yaşıyorlarmış. Bu olay nedeniyle Eyüboğlu, o günden beri Tekeli"ye kırgınmış.

 
< Önceki   Sonraki >
 
Joomla Templates by Joomlashack