hisar3.jpg

Sitemize hos geldiniz

Sitemize hos geldiniz

Fotoğraflarımızdan

Ziyaretçilerimiz - Mayıs 2008

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün17
mod_vvisit_counterDün72
mod_vvisit_counterBu hafta334
mod_vvisit_counterBu ay2360
mod_vvisit_counterToplam48503

Anasayfa arrow Rumelihisarı arrow Yazılar ve Şiirler arrow Hisar'da inceleni yine Hisar paklar
Hisar'da inceleni yine Hisar paklar Yazdır E-posta

'Muhsin Bey'de Şener Şen'in yardımcısı rolüyle hafızalarda yer eden oyuncu Osman Cavcı 'Köpek Öldüren' kitabında Hisar'daki bohem hayatı anlatıyor

GÖKSAN GÖKTAŞ

İSTANBUL - "Köpek öldüren sadece bir şarap, ucuz şarap anlamına gelmez. O bir yaşam biçimidir, tarzıdır, şiirdir..." diyor Osman Cavcı, 1980'lerde Hisar'da yaşanan Boğaz'a nazır bohem hayatı, deniz gören yalnızlıkları, 'bilge serseriler'i anlattığı ilk romanı 'Köpek Öldüren'de.
Kitabın, 'Köpek Öldüren' şiirinin derinliklerine doğru yol almadan önce Osman Cavcı'yı hatırlatmak da fayda var. Cavcı en dikkatsiz sinema-televizyon izleyicisinin bile simasını gördüğünde 'Haa! Tanıyorum ya!' diyeceği bir oyuncu. Birçok sinema ve televizyon filminde rol aldı ama en çok 'Muhsin Bey' filminde Şener Şen'in yardımcısı rolüyle kaldı hafızalarda. Son olarak 'Renkli Türkçe' adlı sinema filminin senaryosunu yazdı ve oynadı.

'Soylu ama düşmüş...'
'Köpek öldüren' içtikçe güzelleşen
'şarapçı'ların ya da daha yumuşak bir ifadeyle 'harbi şarapsever'lerin en ucuz şaraba verdikleri isim. Güzel Marmara, Efes, Mutuk... Liste her yöreye göre değişebilir. 39 yaşındaki Cavcı "Genelde yoksul öğrenciler, sokak alkolikleri içer" diyor ve ekliyor: "Kolejlerde okumuş, varlıktan, babasının parasından sıkılmış zengin çocukları da bayılır ona. Sokaklarda sürünürken ölmek anlamını da taşır... Sevgilimizle içtiğimiz ilk şişe, ilk yakılan ateş, elden ele dolaşan, herkesin dudağına değen kutsal bir şey o. Öğrencilik yılları, cüzdandan çıkan son para. Adı Efes, adı İzmir, adı Marmara, Mutuk da var. Lavrentoğlu'nu da unutmuyorum. Köpek bile içmez gibi bir şey. Kimileri için başlangıç kimilerinin sonu. Kesinlikle soylu ama düşmüş. Baştan çıkarıcı. Her şey sığar mı bir şişeye?"
Osman Cavcı kendi sorduğu soruyu kendi yanıtlıyor romanın sayfalarında. Her şey sığıyor o şişeye. Koskoca Hisar sığıyor, Boğaz sığıyor, yalnızlıklar, incelikler, delilikler sığıyor. Zaten 'Köpek Öldüren' Hisar'da yaşayan hayatın alameti
farikası. Cavcı "Hisar sahilindeki Ali Baba Kahvesi, sahil boyunca uzanan banklar
İstanbul'un ilk müdavim yaratan mekânlarıdır.
Buna bir de Bebek Kahvesi'ni, Kazancı Yokuşu'nu, Çiçek Pasajı'nı, Orta-köy çay bahçelerini de eklemek lazım. Bar kültürü buralardaki müdavim potansiyelini gören uyanık girişimciler sayesinde ortaya çıktı. Gençler bir yerlere ait olmak istiyordu, bunu fark ettiler" diyor.
Cavcı'ya göre Hisar büyülü bir yer: "Ben çocukken ailemle birlikte Hisar'a yerleştim. 1980'lerde taşındık. Ama ilk gençliğim yine burada geçti. Ali Baba'da çayımızı içtikten sonra büfeden 'Köpek öldüren'lerimizi alıp denize bakarak bazen muhabbete, bazen kendimize daldık. Hisar aslında bugünkü hayatın hırsından, acımasızlığından kaçmak, sığınmak ve korunmak isteyenlerin mekânı bir anlamda. İnsanların içini temizleyen bir yer. Neyin hırsını yapıyoruz ki? Deniz, adamı incelttikçe inceltiyor. Buna bir de alkol eklenince 'Hisar adamı' olup çıkıyorsunuz. Hisarda ruhu incelen artık buradan başka bir yerde mutlu olamıyor. Hisar'da inceleni Hisar paklıyor yani bir anlamda.
Burası aynı zamanda bitirimlerin yıl-lardır aşağılama ifadesi olarak kullandığı 'entel' lafının ve tipinin de doğduğu yer. 1980 darbesinden sonra apolitik gençler ya da işkenceden geçmemiş eski solcular yeni bir hayat tarzı aramaya başladılar. Uzun saç, incik boncuk satanlar, şarap içip gitar çalanlar... Bütün bu tipolojiler de Hisar'dan çıktı" diyor Cavcı.
Ona göre Hisar'da 'takılabilmek' için insanın konuşacak, paylaşacak ya da düşünecek bir şeyleri olması lazım: "İçi, ruhu boş olan adam buradan sıkılır. Bura-
da yüksek volümlü müzik yok. 'A şu ne giymiş, bu ne yapmış, o ne söylemiş' gibi yabancılaştırma efektleri de yok. Sen varsın, dostların var, muhabbet var. Sözcükler var. Bakışlar var. Hayata, kendine yaklaştırır Hisar insanı. Kendi içine bakmaya başlarsın. Ama ne görürsün bilemem. Herkes kendi içinde ne varsa onu görür."

'Ben kontrollü serseriyim'
Cavcı'ya göre Hisar'da 'kendi içine bakıp' kaybolanlar, 'kendine düşenler' de var: "Ben hâlâ Hisar'a, Ali Baba'nın kahvesine takılıyorum. Ama ben kontrollü serseriyim. Bir ayağım yazmakta çizmekte, bir ayağım burada. Bu kontro-lü kaybedip kaybolanlar da oldu burada çok.

Hİsar'ın ünlüleri
Felsefe öğrencisi bir arkadaşım vardı. Kitap-ta ondan 'Örümcek' diye bahsediyorum. Bir gün 'Ben artık sadece burada yaşayıp içmek istiyorum dedi. Okulu, evi her şeyini bıraktı. Uzun bir süre buralarda takıldıktan sonra Ankara'ya yerleşti. Özgürlük riskli ve zor bir şey. Çok ağır bir bedeli var.
Birçok sanatçı; yazar, çizer hep Hisar'dan çıkmıştır. Çoğu hâlâ gelir buraya. Bahadır Baruter, Derviş Zaim -ki kendisi Tabutta Rövaşata filmiyle de Hisar'ı ilk anlatan adamlardandır...Nam-ı diğer Hisar tarihçisi, yazar Vecdi Çıracıoğlu da Hisar'da yaşamış, Hisar'ı yaşamış bir insandır."

OSMAN CAVCI

 
< Önceki   Sonraki >
 
Joomla Templates by Joomlashack