|
'Muhsin Bey'de Şener Şen'in yardımcısı rolüyle hafızalarda yer
eden oyuncu Osman Cavcı 'Köpek Öldüren' kitabında Hisar'daki bohem hayatı
anlatıyor
GÖKSAN GÖKTAŞ
İSTANBUL - "Köpek öldüren sadece
bir şarap, ucuz şarap anlamına gelmez. O bir yaşam biçimidir, tarzıdır,
şiirdir..." diyor Osman Cavcı, 1980'lerde Hisar'da yaşanan Boğaz'a nazır
bohem hayatı, deniz gören yalnızlıkları, 'bilge serseriler'i anlattığı ilk
romanı 'Köpek Öldüren'de.
Kitabın, 'Köpek Öldüren' şiirinin derinliklerine doğru yol almadan önce Osman
Cavcı'yı hatırlatmak da fayda var. Cavcı en dikkatsiz sinema-televizyon
izleyicisinin bile simasını gördüğünde 'Haa! Tanıyorum ya!' diyeceği bir
oyuncu. Birçok sinema ve televizyon filminde rol aldı ama en çok 'Muhsin Bey'
filminde Şener Şen'in yardımcısı rolüyle kaldı hafızalarda. Son olarak 'Renkli
Türkçe' adlı sinema filminin senaryosunu yazdı ve oynadı.
'Soylu ama
düşmüş...'
'Köpek öldüren' içtikçe güzelleşen
'şarapçı'ların ya da daha yumuşak bir ifadeyle 'harbi şarapsever'lerin en ucuz
şaraba verdikleri isim. Güzel Marmara, Efes, Mutuk... Liste her yöreye göre
değişebilir. 39 yaşındaki Cavcı "Genelde yoksul öğrenciler, sokak
alkolikleri içer" diyor ve ekliyor: "Kolejlerde okumuş, varlıktan,
babasının parasından sıkılmış zengin çocukları da bayılır ona. Sokaklarda sürünürken
ölmek anlamını da taşır... Sevgilimizle içtiğimiz ilk şişe, ilk yakılan ateş,
elden ele dolaşan, herkesin dudağına değen kutsal bir şey o. Öğrencilik
yılları, cüzdandan çıkan son para. Adı Efes, adı İzmir, adı Marmara, Mutuk da
var. Lavrentoğlu'nu da unutmuyorum. Köpek bile içmez gibi bir şey. Kimileri
için başlangıç kimilerinin sonu. Kesinlikle soylu ama düşmüş. Baştan çıkarıcı.
Her şey sığar mı bir şişeye?"
Osman Cavcı kendi sorduğu soruyu kendi yanıtlıyor romanın sayfalarında. Her şey
sığıyor o şişeye. Koskoca Hisar sığıyor, Boğaz sığıyor, yalnızlıklar,
incelikler, delilikler sığıyor. Zaten 'Köpek Öldüren' Hisar'da yaşayan hayatın
alameti
farikası. Cavcı "Hisar sahilindeki Ali Baba Kahvesi, sahil boyunca uzanan
banklar
İstanbul'un ilk müdavim yaratan mekânlarıdır.
Buna bir de Bebek Kahvesi'ni, Kazancı Yokuşu'nu, Çiçek Pasajı'nı, Orta-köy çay
bahçelerini de eklemek lazım. Bar kültürü buralardaki müdavim potansiyelini
gören uyanık girişimciler sayesinde ortaya çıktı. Gençler bir yerlere ait olmak
istiyordu, bunu fark ettiler" diyor.
Cavcı'ya göre Hisar büyülü bir yer: "Ben çocukken ailemle birlikte Hisar'a
yerleştim. 1980'lerde taşındık. Ama ilk gençliğim yine burada geçti. Ali
Baba'da çayımızı içtikten sonra büfeden 'Köpek öldüren'lerimizi alıp denize
bakarak bazen muhabbete, bazen kendimize daldık. Hisar aslında bugünkü hayatın
hırsından, acımasızlığından kaçmak, sığınmak ve korunmak isteyenlerin mekânı
bir anlamda. İnsanların içini temizleyen bir yer. Neyin hırsını yapıyoruz ki?
Deniz, adamı incelttikçe inceltiyor. Buna bir de alkol eklenince 'Hisar adamı'
olup çıkıyorsunuz. Hisarda ruhu incelen artık buradan başka bir yerde mutlu
olamıyor. Hisar'da inceleni Hisar paklıyor yani bir anlamda.
Burası aynı zamanda bitirimlerin yıl-lardır aşağılama ifadesi olarak kullandığı
'entel' lafının ve tipinin de doğduğu yer. 1980 darbesinden sonra apolitik
gençler ya da işkenceden geçmemiş eski solcular yeni bir hayat tarzı aramaya
başladılar. Uzun saç, incik boncuk satanlar, şarap içip gitar çalanlar... Bütün
bu tipolojiler de Hisar'dan çıktı" diyor Cavcı.
Ona göre Hisar'da 'takılabilmek' için insanın konuşacak, paylaşacak ya da
düşünecek bir şeyleri olması lazım: "İçi, ruhu boş olan adam buradan
sıkılır. Bura-
da yüksek volümlü müzik yok. 'A şu ne giymiş, bu ne yapmış, o ne söylemiş' gibi
yabancılaştırma efektleri de yok. Sen varsın, dostların var, muhabbet var.
Sözcükler var. Bakışlar var. Hayata, kendine yaklaştırır Hisar insanı. Kendi
içine bakmaya başlarsın. Ama ne görürsün bilemem. Herkes kendi içinde ne varsa
onu görür."
'Ben
kontrollü serseriyim'
Cavcı'ya göre Hisar'da 'kendi içine bakıp' kaybolanlar, 'kendine düşenler' de
var: "Ben hâlâ Hisar'a, Ali Baba'nın kahvesine takılıyorum. Ama ben
kontrollü serseriyim. Bir ayağım yazmakta çizmekte, bir ayağım burada. Bu
kontro-lü kaybedip kaybolanlar da oldu burada çok.
Hİsar'ın
ünlüleri
Felsefe öğrencisi bir arkadaşım vardı. Kitap-ta ondan 'Örümcek' diye
bahsediyorum. Bir gün 'Ben artık sadece burada yaşayıp içmek istiyorum dedi.
Okulu, evi her şeyini bıraktı. Uzun bir süre buralarda takıldıktan sonra
Ankara'ya yerleşti. Özgürlük riskli ve zor bir şey. Çok ağır bir bedeli var.
Birçok sanatçı; yazar, çizer hep Hisar'dan çıkmıştır. Çoğu hâlâ gelir buraya.
Bahadır Baruter, Derviş Zaim -ki kendisi Tabutta Rövaşata filmiyle de Hisar'ı
ilk anlatan adamlardandır...Nam-ı diğer Hisar tarihçisi, yazar Vecdi Çıracıoğlu
da Hisar'da yaşamış, Hisar'ı yaşamış bir insandır."
OSMAN CAVCI
|